Abbas yönetiminin Batı Yaka bölgesindeki güvenlik organlarının resmi sözcüsü General Adnan Ed-Damiri iki gün önce düzenlediği bir basın toplantısında Batı Yaka bölgesindeki cezaevlerinde kesinlikle siyasi tutuklu olmadığı iddiasında bulunmuştu. Oysa Abbas yönetiminin siyonist işgal rejimiyle güvenlik işbirliği anlaşması devam ederken, Özerk Yönetim’e bağlı polislerin de Batı Yaka bölgesinde direniş hareketlerinin ileri gelenlerine veya öğrenci teşkilatları temsilcilerine yönelik baskınlar düzenlemedikleri, tutuklama yapmadıkları gün geçmiyor.
Buna ek olarak sık sık, direniş hareketlerinin farklı beldelerdeki temsilcilerinin evlerini ziyaret edip ailelerine emniyet veya istihbarat teşkilatının çıkardığı bildirimleri bırakıyorlar. Bu bildirimlerde isimleri yazılan kişilerden yakındaki bir polis karakoluna veya istihbarat merkezine gitmeleri isteniyor. Gitmeleri durumunda oradan çıkmaları ve ailelerine geri dönmeleri pek mümkün olmuyor. Gitmemeleri durumunda da aynen işgalci askerlerin yaptığı gibi Özerk Yönetim polisi evlerine baskın düzenliyor ve bileklerine kelepçe vurarak zorla götürüyor.
Bu kişilerin hiçbiri, bir kimsenin canına, malına veya ırzına tecavüz etmiş değil. Abbas’ın güvenlik ve istihbarat elemanları tarafından yakın takibe alınmalarının, evlerine baskın düzenlenmesinin, karakollara çağrılmalarının tek bir sebebi var: Siyonist işgale karşı mücadele eden direniş hareketlerinden birini kendi beldelerinde temsil etmeleri, çalışmalarına öncülük etmeleri. Dolayısıyla tutuklanmalarının sebebi tamamen siyasi.
Özerk Yönetim’in cezaevlerinde bu şekilde siyasi sebeplerle tutuklanmış yüzlerce insan var ve direniş hareketlerinin yahut sivil toplum kuruluşlarının yaptığı çağrılar da onlar için. Yoksa adi suçlardan dolayı yargının kararıyla mahkûm edilmiş olanların cezalandırılmalarına kimsenin bir itirazı yok.
