İnsan hakları batıda ihlal ediliyor ama İran’a özel raportör atanıyor

BM Teşkilatı İnsan hakları Konseyi, İranofobia projesinin devamında, İran’da insan haklarının mevcut konumunu takip etmesi ve olaylarla ilgili rapor hazırlaması amacıyla özel bir raportör belirledi.

BM Teşkilatının İran özel raportörü Ahmet Şehid’in Kasım 2016 tarihinde görevini “Asime Cihangir”e teslim edeceği belirtilmiştir.

İnsan Hakları’nın  İran’la ilgili raportörü Ahmed Şehit görevi bitmeden 1 yıl önce azledilirken yerini  Kasım ayında Asme Cihangiri’ye teslim edecek.

İran daha önce de, BM’nin insan hakları raportörünün  belirlenen tarihinden önce görevden alınmasını İran için özel raportörün belirlenmesinin resmen geçersiz ve işlevsiz olduğunu gösterdiğini bildirmişti.

Maldiv’li diplomat Ahmed Şehid, 11 haziran 2011 tarihinde BM insan hakları konseyi tarafından İran’la ilgili raportör olarak atanmış ve  bu zamana kadar İran aleyhinde çok sayıda rapor yayınlamıştır.

Bu haberin açıklanması ardından ise İslami İran yargısı insan hakları sekreteri Muhammed Cevad Laricani, BM insan haklarının İran’la ilgili yeni raportör atanmasının kabul edilemez olduğunu bildirdi.

Laricani,  İran’la ilgili insan hakları konusunda yeni raportörün atanmasının  bazı ülkelerin  insan hakları şurası çerçevesindeki  özel tutuma sahip olmaları ve aynı zamanda ikili standartların olduğunu gösteren bir gelişme olarak tepki gösterdi.

Aslında BM İnsan hakları konseyinin İran’a bakışı insan hakları meselesinden öteye başka amaçları gütmekte olup işin arkasında siyasi sebepler bulunmaktadır. İran İslam cumhuriyeti bugüne kadar insan haklarıyla ilgili tüm kural ve kanunlara riayet etmiş ve devamlı olarak bu hususta uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve yakın teamül içinde olmuştur.

Sözde özel raportör tarafından hazırlanarak yayınlanan uyduruk, gerçek dışı raporlar şimdiye kadar hep İran’a kasteden ülkelerce suistimal edilmiş ve belli bir senaryonun tamamlayıcı unsurları olmuştur.

Şimdiye kadar ne yazık ki BM teşkilatı İnsan hakları kriterleri bir takım zorba dünya güçlerinin çıkarlarına hizmet yönünde belirlenmiş ve bu mesele dünya çapında gerçek insan hakları kriterlerini ikinci plana itmiştir.

Şimdiye kadar Avrupa ülkeleri ve Amerika’Da İslam’a ve müslümanların inançlarına yönelik sürekli yapılan saldırı ve hakaretler karşısında hatta tek bir defa bile tepki göstermeyen bu kurum nasıl oluyor da hep İslam ülkeleri özellikle de İran ile ilgilenmekte ve bu ülkelerde insan hakları konusunda raporlar hazırlayarak söz konusu ülkelerin baskı altına alınmasına katkıda bulunmaktadır. İran ve İslam yasalarına göre katiller ve ölüm tacirlerinin yargılanarak ölüme mahkum edilmelerine karşı tavır koyan bu ülkeler, bir takım zorba, despot güçlerin başka ülkelere saldırarak çocuk kadın demeksizin sivil halkları katliam etmesi karşısında ise ölüm sessizliğine bürünmekteler.

Afganistan’da ölüm zehirlerini ekerek tüm insanlığı zehirleyen güçler karşısında sessiz kalan bu kurum ölüm tacirleri ve kaçakçıları karşısında amansız bir mücadele veren İran’ı insan hakları ihlal edildiği bahaneleriyle suçlayarak İran’a baskı uygulamaya çalışmaktalar. Bilindiği üzere Amerika teröristlerle ve uyuşturucu kaçakçıları mücadele bahanesiyle Afganistan’a saldırmış, bu ülkeyi işgal etmiş ancak bu ülkede terörizm ve uyuşturucunun kökünü kazıyamadığı gibi on binlerce masum insanın ölümüne sebep olmuş ve uyuşturucu üretiminde fahiş bir artış sağlanarak bu kez koruma altında teröristler ve ölüm tacirleri vasıtasıyla dünyanın dört bir yanına yayılmıştır. Tüm bunlar gösteriyor ki İran çevresindeki ülkelerde bu gibi insan hakları ihlallerinin yoğun biçimde yaşandığı bir ortamda Batılı ülkeler, Amerika ve BM özel raportör atayarak sürekli İran’ı insan haklarını ihlal etmekle suçlamasının altında başka ardniyetler yatmaktadır. Bunun aslında İran’ı başka halklar nezdinde kötü göstererek küçük düşürmeye ve model bir nizam olmasının önünü almaya çalışıyorlar.

İnsan haklarına riayet etmek ve insan hakları seviyesinin yükseltilmesi her zaman İran İslam cumhuriyetinin gündeminde olmuş ve İran titizlikle bu konunun üstüne gitmiştir. Bugün eğer gerçekten de ciddi olarak insan haklarının ihlali, çocuk cinayetleri, insanların evlerinin başlarına yıkılmasının üzerine gidilmek isteniyorsa söz konusu devletler ve teşkilatlar lütfen başta Gazze olmak üzere Filistin, Yemen, Irak gibi ülkelere baksınlar. Görsünler bu ülkelerde hangi büyük güçlerin desteğine sahip yönetimler ellerindeki Amerikan ve İngiliz yapımı ölüm makinaları ve silahları ile masum insanları, çocukları ve kadınları hasıl kıyımdan geçirmekteler. Suudi ve İsrail rejimlerinin çocuklara yönelik bunca cinayetleri karşısında sessiz kalan ve bu rejimleri aklamaya çalışan bu kurumların sürekli Amerika’nın direktifleri doğrultusunda hareket ettiklerini ise artık bilmeyen yoktur.

İşte bu Amerika günümüzde dünyada en büyük insan hakları ihlalcisi olarak, Kızılderililer, siyah derililer aleyhinde tarihte eşine az rastlanmış bir cinayet v ekatliam geçmişiyle bugün bir çok ülkeyi işgaliyle, darbe girişimleriyle kana bulamakta ve aynı zamanda kendini insan hakları savunucusu olarak ilan etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.