İran Dışişleri Sözcüsü, BAE Dışişleri Bakanı’nın İran aleyhtarı açıklamasına tepki göstererek, bu açıklamayı yanlış, yapıcı olmayan ve evham içerikli olarak niteledi.
BAE Dışişleri Bakanı dün Rus mevkidaşı Lavrov ile düzenlediği basın toplantısında, “Suriye problemi, iç siyasi durumun yanı sıra dış güçlerin müdahale etmesi sonucunda ortaya çıktı, özellikle de İran ve Türkiye Suriye’nin egemenliğini zayıflatmak üzere hareket etti. Bu ülkeler krize müdahale etmeye son vermeli” iddialarında bulunmuştu.
İran Dışişleri Bakanlığı, BAE’nin bölgede maceraperest bir politika yürüttüğünü ve bu yaklaşıma bir an önce son verilmesi gerektiğini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah Bin Zeyid el Nahyan’ın önceki gün Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile düzenlediği basın toplantısında İran’a karşı ileri sürdüğü iddialara tepki gösterdi. Kasımi, bu gibi iddiaların yapıcı olmadığını belirterek, “Maalesef BAE son yıllarda bölgede yürüttüğü kendi kapasitesinden büyük ve maceraperest bir politikayla birçok soruna yol açmıştır. BAE’nin Yemen savaşına katılarak, akan kana müsaade etmesi, adı geçen ülkenin bazı bölgelerini işgal altına alma girişimleri, Libya’ya yönelik politikası ve başka ülkeleri ablukaya almak için bölgedeki devletleri kışkırtması söz konusu politikanın sonuçlarıdır. BAE, böylesi yararsız ve provokasyon amaçlı politikayı bir an önce sonlandırmalı” şeklinde konuştu.
İran İslam Cumhuriyeti, Türkiye ve Rusya BM’nin desteğiyle Suriyeli taraflar arasında Astana görüşmeleri sonucu yapılan anlaşmalar çerçevesinde ve Cenevre görüşmeleri doğrultusunda diyalog zemini sağlamayı başarırken, BAE tarafından yapılan açıklamada, İran ile Türkiye Suriye yönetiminin itibarını zayıflatmaya çalışmakla suçlanıyor.
Siyaset uzmanı Hüseyin Ruyveran Çarşamba günü el-Cezire tv kanalına yaptığı açıklamada, İran’ın Suriye’de siyasi nizamı desteklediğini ve asla Suriye yönetiminin alternatifi olmaya çalışmadığını, ancak BAE’nin Yemen’in bazı adalarını işgal ettiğini ve Yemen’in Hazarmut vilayeti için bir askeri komutan atadığını ifade etti
Ancak BAE’nin bu tür açıklamalarının izni Washington’da aramak gerekiyor. BAE’nin Washington Büyükelçisi Yusuf Atibe bir süre önce Atlantic dergisine yaptığı açıklamada şöyle dedi:
“… Biz bölgede iki tehditle karşı karşıyayız; biri İran ve diğeri de terörizm ve radikalizm.”
BAE yönetiminin ABD Başkanı Trump’a gösterdiği büyük ilgiyle ilgili bir soru üzerine Atibe, BAE yönetiminin Trump’a yönelik ilgisinin İran’ı sorunun çözümü değil bir parçası olmaktan kaynaklandığını ifade etti.
Ancak BAE’nin Trump tutkunluğuna rağmen bazı Amerikan yetkilileri, Ebu Dabi Veliahdı ve BAE Dışişleri Bakanı Muhammed Bin Zaid’in kurduğu hayallerinden endişeliler.
Washington Post gazetesi BAE’nin Yemen’de barış için verilen çabaları engelleme rolüne ifşa etti.
İran’ı bölgede istikrarsızlık çıkarmakla suçlayan BAE kendisi Siyonist rejime silah, para ve istihbarat dahil her türlü destek vermek suretiyle mazlum Filistinlilerin bastırılmasına ortak olmuş ve son yıllarda Suudi Arabistan ile birlikte masum Yemenlilerin katliamına karışmıştır.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi’nin ifade ettiği gibi, bu ülkeler kendi halkının milyarlarca dolarını ABD’nin evhamdan ibaret olan yardımları karşılığında harcamaktansa, milletlerin kendi kaderini belirleme hakkına saygı göstermek yoluyla bölgede sebatı düşünmeleri daha iyi olur.
