Sanders’in Amerika’da Sınıf Farkını Eleştirmesi

Bağımsız Amerikan senatör Bernie Sanders, bu ülkede yoksulluk ve işsizliğin artmasını eleştirerek 22 milyon Amerikalının yemek için yeterli yiyeceğe bile sahip olmadıklarını belirtti.

 Vermont eyaleti bağımsız senatörü Sanders, Twitter’daki kullanıcı sayfasında  Amerika’da yoksulluk ve işsizliğin artmasını eleştirerek şu ifadelere yer verdi:”Salgın sırasında on milyonlarca Amerikalı işini kaybetti. 22 milyon Amerikalı yemek için yeterli yiyecekleri olmadığını söylüyor, ancak bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde bazı milyonerler 1.3 trilyon doları servetlerine katıp daha fazla zengin hale geldi. İşte sahte ekonomi böyle bir şeydir.”

Sanders’ın anormal yoksulluk ve açlık durumuna ve Amerika Birleşik Devletleri’nde artan sınıf bölünmesine yönelik sert eleştirisi, aslında dünya lideri olduğunu iddia eden bir ülkedeki durumun gerçekliğini ve vahametini yansıtıyor. Esasında, on milyonlarca Amerikalının yoksulluk, evsizlik ve açlık açısından feci durumu ve tıbbi bakım için ödeme yapamama durumu, en gelişmiş kapitalist ülke olduğunu iddia eden bir ülkede köklü bir karışıklığın işaretidir.

Sanders, sol görüşleri nedeniyle Cumhuriyetçiler tarafından her zaman ciddi şekilde eleştirildi ve saldırıya uğradı. Demokrat Parti’de bile, geleneksel parti görüşleri konusunda her zaman kötümser olmuş ve 2016 ve 2020 başkanlık seçimleri için Demokrat Parti’nin son adayı olarak seçilmesinin önünde birçok engel ile  karşı karşıya kalmıştı.

Sanders, Amerika Birleşik Devletleri’nin bir demokrasi  ülkesi gibi görünmesine rağmen, bu ülkenin pratikte oligarşiler veya siyasi, ekonomik, askeri ve medya seçkinleri tarafından kendi çıkarlarına yönetildiğini belirtmiş ve Amerika Birleşik Devletler’deki siyasi ve ekonomik durumu defalarca eleştirmiştir.  Onun tutumları ve görüşleri Amerika Birleşik Devletleri’nde özellikle gençler, azınlıklar ve kadınlar tarafından çok beğenilmektedir.

Bu bağımsız senatörün belirttiği önemli nokta, Amerikan toplumunun, özellikle koronavirüs salgını meselesinin sorunları ve zorlukları şiddetlendirdiği son iki yılda, artan bir yoksulluk ve açlık sürecinin yanı sıra artan bir sınıf bölünmesiyle karşı karşıya olduklarını da gösteriyor.

****

Sanders, birkaç gün önce bir tweet’te Amerika’daki  eşitsizliği eleştirerek şunları yazdı: “Amerika’daki birçok zengin insanın bugün, çalışan aileler mücadele ederken daha da zenginleşmesi kabul edilemez. Kemer sıkma politikası istemiyoruz, sadece bazıları için değil, herkes için çalışan bir ekonomiye ihtiyacımız var.”

Amerikan toplumunda yaygın ayrımcılık ve adaletsiz servet dağılımı artık bu ülkede açıkça görülen bir soruna dönüşmüştür. Bu durum, istatistiklerle teyit ediliyor nitekim Federal Rezerv’e göre, ülkedeki en zengin 50 kişinin serveti, ülke nüfusunun neredeyse yarısını oluşturan 165 milyon Amerikalıya eşdeğerdir. En ünlü Amerikan ekonomistlerinden Joseph Stiglitz’in araştırmasına göre, Amerika servetinin en az yüzde 40’ı Amerikan vatandaşlarının yalnızca yüzde 1’inin elinde bulunmaktadır.

Dolayısıyla, artan bir sınıf bölünmesinin varlığı, durgunluk nedeniyle artan yoksulluk ve artan işsizlik ve evsizlik Amerikan toplumunun karakteristik özelliği haline gelmiştir.

Amerika meseleleri uzmanı Alireza Kuhken şöyle diyor: “Dünyadaki en fazla milyonere sahip olan Amerikan toplumunda önemli sayıda fakir insan da var. Bu, giderek sosyal bir sorun haline gelen durumdur.”

Kuşkusuz, bu adaletsiz durumun devam etmesi, sosyal ve ekonomik huzursuzluğun şiddetlenmesine ve Amerika Birleşik Devletleri’nde artan sosyal protestoların ortaya çıkmasına yol açacaktır. Nitekim 2020’de, adaletsizliğe, yoksulluğa ve büyüyen sınıfsal bölünmelere karşı bir protesto dalgası  Portland eyaletinin merkezi Oregon’dan başladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.