Suud hanedanının militarist cünunu

Eli kanlı Suud rejimi Güney Afrika’da silah fabrikaları ile istişarelerde bulunduğu, hatta bazı Afrika ülkelerinde silah fabrikalarının hisselerinin büyük bir bölümünü satın almaya başladığı ortaya çıktı.

Suudi Arabistan askeri sanayiinin açıklamasına göre başta Denel adlı silah fabrikası olmak üzere Güney Afrikalı bazı silah fabrikaları ile ön anlaşmalar cari yılın sonuna kadar kesinleşiyor.

Suud rejiminin Afrika ülkelerinde silah fabrikaları ile işbirliği, eli kanlı bu rejimin krizzede Afrika’da izlediği şirret içerikli şom hedefleri daha tehlikeli boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. Bu gelişme aynı zamanda Suud hanedanının komplocu uygulamaları sadece Ortadoğu bölgesi ile de sınırlı olmadığını gösteriyor.

Bu arada Suud rejiminin başta askeri ve silah alanları olmak üzere Afrika kıtasında bazı ülkelerle şaibeli işbirliği kamuoyunun tepkisi ile karşılaştığı belirtilmelidir. Bu doğrultuda Güney Afrika’da barış ve insan hakları aktivistleri Güney Afrika yönetiminden Suudi Arabistan ile askeri işbirliğini derhal durdurmasını istediler. Güney Afrikalı yazar ve medeni aktivistlerden Seminikoy Helatşenini internette Citizen sitesinde yayımladığı makalesinde Güney Afrika’nın Suud rejimine silah satışını sert bir dille eleştirdi ve bu uygulamanın Güney Afrika’yı ahlaki soruna sürükleyeceğini, zira Güney Afrika’dan silah satın alanların bir avuç eşkiya olduğunu vurguladı.

Gerçekte Suud rejiminin daha fazla silah satın alma yönündeki hareketliliği bu rejim dünyada Amerika ve Çin’den sonra askeri giderlerin bakımından üçüncü sırada yer aldığı halde gündeme geliyor. Suud rejiminin geçen sene askeri bütçesi yaklaşık 70 milyar dolar düzeyindeydi.

Bu arada başta Suud rejimi olmak üzere bölgedeki Arap Emirliklerin yüklü silah alımları bölgede silah yarışını tetiklediği ve bölgeyi güvensizliğe sürüklediği belirtilmelidir. Üstelik Arap rejimler satın aldıkları silahları bölgede cirit atan tekfirci terör örgütlerine vererek bölgeyi daha fazla istikrarsızlığa ve güvensizliğe sürüklüyor. Bu durumdan ise en çok bölge milletleri olumsuz yönde etkileniyor.

Aslında bölgede tekfirci teröristleri çeşitli yollardan daha fazla silahlandırmak son yıllarda Suud elebaşılarının gündeminde yer alan önemli konulardan biridir. Nitekim son aylarda da Suud rejiminin üst düzey yetkililerinin Suriye’de her türlü cinayeti işleyen tekfirci terör örgütlerine verilmek üzere dünyanın çeşitli ülkelerinden binlerce kalaşnikof otomatik tüfeği ve milyonlarca şarjörü ve mermisinin satın alınması yönünde talimat verdikleri da bilinen bir gerçektir.

En son CIA Başkanı’nın da Suud rejiminin Hırvatistan’dan yüklü bir silah alımı yapması için arabuluculuk yaptığı ortaya çıktı. Gerçekte bu denli yüklü silah alımı Suud hanedanını güç ve kuvvet kuruntusuna sürüklediği ve bu hanedanın bölgede maceracı eylemlerini arttırarak kendince gövde gösterisi yapmasına yol açtığı anlaşılıyor.

Son onyıllarda dünyada askeri bütçeler ve giderler uluslararası camianın en büyük kaygılarından birini oluşturuyor. Bu doğrultuda uluslararası Stohkolm barış etüt merkezinin bazı araştırmacıları dünyada silah ithalatı ve ihracatı hakkında hazırladıkları raporda şu ifadelere yer verdiler: Ortadoğu bölgesinde 2012 ila 2017 yılları arasında silah ithalatının yüzde 30 kadarını Suudi Arabistan tek başına yaptı. Suudi Arabistan’ın 2012 ila 2017 yılları arasındaki silah ithalatı 2007 ila 2011 yılları arasındaki ithalatına nazaran yüzde 212 artış kaydetti.

Gerçekte son yıllarda Fars körfezi bölgesinde yer alan başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı Arap emirliklerin silah alımı, bu ülkelerde yoksulluk ve işsizlik sorunları çözüm beklediği halde hız kesmeden devam ediyor. oysa bu ülkelerin insanları liderlerinin silah alımına yönelik sürekli tepki de gösteriyor.

Dünya insani kalkınma örgütünün raporuna göre Suudi Arabistan’da milyarlarca dolar petrol gelirine rağmen bu ülkede yaşayan insanların yüzde 70 kadarı çok kötü iktisadi şartların altında yaşıyor ve ülkelerinin durumundan hoşnutsuzluğunu dile getiriyor. Aslında bu tepkiler son yıllarda söz konusu ülkelerin bir yandan petrol fiyatlarının düşmesi yüzünden yaşadıkları iktisadi şoka rağmen yüklü silah alımına devam etmeleri bu ülkelerin derin iktisadi ve sosyal krizlere sürüklendiklerini da ortaya koyuyor. Nitekim bu durum iç arenalarında ciddi sıkıntılar ve sorunlarla karşı karşıya bulunan Arap liderlerin kırılgan konumlarını daha da kırılgan hale getirdiği anlaşılıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.