Suudi hanedan rejimi Hac işlerini yönetmedeki kifayetsizliği ve aşırıcılıkla tekfirci terör örgütlerini destekleme girişimlerini örtbas etmek ve kamuoyunu aldatmak amacıyla yeni fitneci ifadeler kullanmaktadırlar.
Kral Selman, hac ibadeti kapsamında Arabistan’a giden bazı ülkelerin üst düzey devlet yetkililerinden oluşan heyetle görüşmesinde kamuoyunu aldatmak amacıyla yaptığı konuşmada; hacıların ibadetlerini rahatlıkla yerine getirebilmesi için tüm imkanların seferber edildiğini, Suudi Arabistan yüce hac ibadetinin, mezhepsel anlaşmazlıklar ya da siyasi hedeflerin gerçekleştirilmesinde araç haline getirilmesini mutlak şekilde reddettiğini ileri sürüp, İslam dininin şeri hükümleri ile akla aykırı aşırılık ve radikalizm ve aşırılık hastalığının, İslam ümmetinin bedeninde ilerlediğini, geleceğine zarar verdiğini ve dünya ülkeleri önündeki imajını zedelediğini, Müslümanların arasındaki birliğin bu hastalığı ortadan kaldıracağını belirtti. Kral Selman, ülkesinin Müslümanlara yardım eli uzattığı ve Müslüman ülkelerin iyiliği için sarf edilen tüm çabaları desteklediğini iddia etti.
İran İslam cumhuriyeti dış işleri bakanı Muhammed Cevad Zarif, Suudi krallık rejiminin iftiraları ve boş iddialarını çürütecek cevaplar verdi.
Zarif New York Times Gazetesindeki yazısında, Suudi hükümdarların iftira ve suçlamalarla korku salma yerine bütün ülke ve milletleri tehdit eden aşırıcılık ve Terörizmin kökünü kazmak amacıyla dünya toplumuyla işbirliği yapmasını istedi. İran dış işleri bakanı zarif, 11 Eylül saldırılarından beri savaş çığırtkanı Vahhabiliğin defalarca farklı kılıflara büründüğünü, ancak temel ideolojisi ve kökeninde bir değişiklik yapmadığını, El-Kaide, Taliban, El-kaide’nin türevi sözde İslam devletinin Vahhabi kökenine dayandığını, bunların ne devlet nede İslam olmadığını vurguladı. İran dış işleri bakanı, Suudi hanedan rejiminin batılı patronlarını kendi dargörüşlü politikalarına destek konusunda ikna etmek amacıyla batıl bir temelde hareket edip, Arap dünyasını daha fazla gerginlik ve kargaşaya sürüklemeye çalıştığını belirtti. Muhammed Cevad Zarif, Şii-Sünni arasındaki düşmanlık bölgesel çatışmalara sebep olduğun iddiasının bütün gerçeklerle çeliştiğini ve boş bir iddia olduğunu, bölgedeki Arap ve Sünni Kardeşlerimizin korkunç katliamlarının Vahhabi teröristlerce gerçekleştirildiğini, bölgedeki Sünni Arap ülkelerin nefret tohumu ihraç eden ve serpen Vahhabilik saldırısından en büyük can ve mal kaybına maruz kaldıklarını vurguladı. İslam dünyasının asıl sorunu, cahil ve gerici rejimlerin İslam Ümmetine dayattığı zaaflar, gafletler ve boş iç çekişmelerdir. Bu ihtilaflar Arabistan halkına dayatılan Suudi krallık rejiminin Vahhabilik düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Suudi hanedan rejiminin izlediği politika, İslam Ümmetini Vahdet verici düşünce ve inanç yapısından uzaklaştırma ve cahiliye dönemini canlandırma doğrultusunda Batılı sömürgeci güçlerin stratejilerine mutabıktır. Selefilik ve Vahhabilik düşüncesi kılıfı altında hareket eden bu yıkıcı akım, İslam ümmetini yok etmeye sebep olabilecektir. Suudi krallık rjeimiyse İslam alemine dayatılan tahribattan sorumludur. Suudiler sarsılan irticai hakimiyetlerini ayakta tutmak amacıyla İslam düşmanlarının boyunduruğu altına girmiş bulunuyorlar. Bölgedeki aşırıcı tekfirci teröristler Amerika ve Siyonizm’in karanlık emelleri doğrultusunda ve Suudi hanedan rejiminin petro dolarlarıyla İslam ve Arap ülkelerine katliam, yıkım, yoksulluk ve geri bırakılmışlık , mezhebi ve kavmi ihtilaf ve çatışmaları dayatıyorlar. İran dış işleri bakanı zarif’in vurguladığı gibi, Şii ve Sünni Müslümanlar arasında değil, Vahhabilikle gerçek İslam Şeriatı arasında çatışma devam ediyor. bu mücadele gerçek İslam’ın Vahhabiliğe galebe çalmasıyla bölgede ve dünya da aydın bir gelecek vaat ediliyor.
